Burcu PolatdemirRöportajlar

“Çocuklar Söylediğimizi Değil Yaptığımızı Yapıyorlar”

 Çocuğum severek yaptığı aktiveyi artık neden sevmiyor? Başarı ve başarısızlıktan sonra çocuğuma nasıl davranmalıyım veya başarı ya da başarısızlığını nasıl değerlendirmeliyim? Sizlerde zaman zaman bu soruları kendinize soruyor musunuz? İşte tüm bu soruların cevaplarını NLP Uzmanı Burcu Polatdemir’den dinledik.

Çocuklarda spor müsabakalarında ödül kazanma dürtüsü sizce başarı noktasında ne şekilde rol oynar?

Ailelerin çocuğun ilgilendiği sporu öncelikle sevdirmeleri gerekir. Çocukların başlarda çok severek ilgilendikleri aktiviteye zamanla ilgileri azalabiliyor. Bunun nedeni; öncelikle eğlenceli geçtiği düşünülen, keyif alınan ve zaman ayrılan bu aktivitelerin; belli bir zamandan sonra ailenin çocuğa sorumluluk haline getirmesi. Daha çok çalışması ve zaman ayırması gibi verilen minik uyarılar zamanla mecburiyet hissi doğurduğu ve bunun yanında rekabet /ödül sistemi girdiği için ilgi kayboluyor. Müsabakalarda ödül geçici motivasyon sağlar ama uzun süreli, hayatlarına katacakları bir aktivite için bu yeterli olmaz. Önce ilgisinin olması, iyi motive edilmesi özellikle de küçük yaşlarda rekabet yarışına girilmemesi gerekir.

Ailelerin müsabaka veya turnuva sonrası çocuğun aldığı sonuca yaklaşımı nasıl olmalı? Fark etmeden yanlış mesajlar veriliyor mu bu süreçte?

Çaba takdir edilmeli… Pratik yaptığı çalışmasından, sabah erkenden kendi disipliniyle yaptığı tüm hazırlıklarla birlikte verdiği emeğin altını çizmek gerekir. O zaman çocuk ödül alıp almadığı kaygısı ve en önemlisi de başarılı olamazsa sevilip sevilmeyeceği endişesi taşımaz. Ailenin bakış açısı önemli burada. Söylediğimizi değil, yaptığımızı yapıyorlar bunu da unutmamak lazım. Kendi ailesinin ve yaşıtı olan başka bir çocuğa fark etmeden verdiği gereğinden fazla pozitif yaklaşım çocuğun dikkatini çeker. Bu duygu durumunu fark eden çocuğa; ebeveyninin ‘’önemli değil ben sonuca takılmıyorum’’ demesi fayda sağlamaz. Bu düşünceyi zihninde yerleştirmek; her ne yaparsa yapsın elinden geleni yapmasının da oldukça önemli olduğunu hissettirmek gerekir; şayet ailenin kendisinde başarı takıntısı yoksa.

Antrenmanlar ya da çalışma sırasında ailenin çocuğun performansını izlemesi yeren/övgü dolu/uyarıcı yorumlarda bulunması performansı ne şekilde etkiler?

Ailenin, herhangi bir uğraş, spor dalı, sosyal varlığımızı kanıtladığımız bir ortamda bulunmasını (özellikle aktivite sırasında) doğru bulmuyorum. Biz yetişkinler, iş ortamında ailelerimizin bizi köşeden izlemelerini ister miydik? Aileden bağımsızlığını sosyal anlamda almış, toplum içinde büyüme çağında bir bireyin; pozitif olsun negatif olsun hiçbir müdahale almaması gerektiğini düşünüyorum. Araştırmalar gösteriyor ki; yakınları tarafından izlenmek, düşünüldüğünün aksine; çocukların performansını düşürücü etkide. Bu, çocuğun yapacağı her hareketi doğal akışıyla değil kaygıyla yapmasına neden olur.

Maç sonucunda alınan iyi puan/kötü puan sonrası (değerlendirme bu şekilde kullanılıyor diye bu şekilde kullanıyorum) söylenecek doğru cümleler ne olmalı?

Aslında başta da belirttiğim gibi, en başta çaba takdir edilmeli ama bu bir süreç. Ailenin, tüm sezon boyunca kendi aktivitelerine yaptığı değerlendirmeler de onlar için bir örnek. Sonucun her şeyden önemli olduğu algısı, ödüllere yapılan yüceltmenin olduğu ortamda, ’’olsun ben kötü puan alsan da sorun etmiyorum’’ cümlesinde çocuk bir terslik olduğunu anlar. Kendi oyunumuzda da ‘’ben çalıştım veyahut çalışmadım (durum her neyse) ama elimden gelenin en iyisini yaptığıma inanıyorum’’ diyen bir ebeveyn bu düşünceyi çocuğun zihninde yerleştirdiğinde çocuktaki başarı kaygısının azaldığını göreceklerdir. Bu tam anlamıyla birbirini tamamlayıcı bir anlayış biçimi. Şöyle bir örnekle açıklanabilir; köpekten korkan bir ebeveynin köpeğe yaklaşamaması ve gergin biçimde köpekten korkma, hiçbir şey yapmaz’’ demesine benzer. Söylediklerimizden çok davranışlarımızı modellerler ve çocuklar bu duygu ayrımını yapmada bizden ustalar bunu da söylemeden geçmeyelim. 🙂

Ailelerin, çocukların başarı ya da başarısızlıklarını sonuca göre değerlendirmeleri kısaca çocuktan ‘’iyi performans istemek’’ sonuca bağımlılık anlamında, çocuğu başarma duygusundan uzaklaştırır mı?

Net cevap vereceğim ‘evet’. Bu olumlu bir duygu değil, siz de düşünün sevdiğiniz ve severek yaptığınız şeylerle; yaptığım şeyin sonucunun beni değerlendireceği bir şeyi yapmadan önce endişesiz olmamız mümkün müdür? Bunun içinde yargılanma olabilir, ödül olabilir (tekrarı aile tarafından beklenirse bu da bir stres nedeni kaynağıdır, devamlılığını sağlayamazsam övgü kesilecek çünkü sevilmeme kaygısı), onu öyle yapmasaydın daha iyi olabilirdi yorumu olabilir. Burada işin içinde endişe ve kaygı var. Başarılar üzgünüm ki uzun süreli olmaz; bir süreçtir geçer, sonrasında çocuğun duygu durumu da aynı olamaz. Dolayısıyla; aileler kendi çocukluklarındaki başarı ya da başarısızlıklarının yansıması olarak kendi çocuklarını görmemeliler, keşfederek ve oyunla büyüyen bir çocuk için nasihat ne kadar anlamsızsa, hangi platformda olursa olsun, kendini geliştirmek için çaba harcayan bir ebeveyni gören çocuk için her şey fazlasıyla anlamlıdır.

Tags:
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.