Sizlere bu yazımda bir hikaye anlatıp, bunu golfe nasıl uyarlayacağımızı anlatmaya çalışacağım.

Hani hep diyoruz ya “Golf ve yaşam birbirine çok benziyor” diye.

İşte bu hikaye de aslında yaşamdan alınma.

Golfe uyarlanmasını bizler yapacağız.

İşte çok sevdiğim ve kulağıma küpe olan hikayemiz…

Önce bardağını boşaltman lazım.

Genç bir adam yaşamın anlamını kavramaya çalışır ve bu konuda çeşitli kitaplar okuyup araştırmalar yapar.

Fakat tatmin olmaz ve bir “Yaşam Gurusu” veya bir “Zen Master”a danışmaya karar verir.

Görüşmeye gittiğinde hemen söze girip edinmiş olduğu bilgileri, çok bilmiş bir edayla, peş peşe “Master’a” anlatmaya başlar. O kadar ki “Master’a” bir kelime söyleme hakkı bile tanımaz.




Bir müddet sonra, sözü bittiğinde “Master” genç adamı çaya davet eder.

Demlik ve bardaklar geldiğinde “Master” çayı genç adamın bardağına doldurmaya başlar.

Ancak bardak dolduğunda durmaz, dökmeye devam eder ve tabi çaylar bardaktan taşarak etrafa yayılır.

Bu duruma şaşıran genç adam heyecanla bağırır.

“Hocam durun, durun. Bardak doldu da taşıyor”.

“Master” dökmeyi durdurur ve

“İşte” der “Sizin beyniniz de aynen buna benziyor. Tamamen dolu ve hatta taşıyor. Tamamen dolu bir beyine nasıl yeni bilgiler girebilir? Benim size yardımcı olabilmem için önce zihninizi boşaltmanız gerekiyor”.

Birçok golfçü ders almaya geldiğinde de işte böyle kafası çok çeşitli bilgilerle doludur.

O kadar ki bazen hocadan daha fazla bilenler bile çıkar.

Öğrenmek için zihnimizin açık, ön yargılardan arınmış ve kayda hazır olması gerekir.

Ne kadar iyi olursak olalım “Öğrenmenin ne yaşı ne de sonu var” demiş büyüklerimiz.

Dört tür öğrenci

Hikayemizle bağlantılı olarak dört öğrenci türünden bahsedeceğim.

Birinci tür öğrencinin bardağı ters çevrilmiş, kapalı bölümü yukarıya bakmaktadır.

Öğrencinin zihni kapalıdır, ilgisizdir, dikkatini size vermiyordur.

Aklı “Ben zaten bunları biliyorum” modundadır.

Ne yaparsanız yapın bu bardağı dolduramazsınız.

İkinci tip öğrencinin bardağının ağzı doğru yöndedir ama dibi deliktir.

Bilgiyi beyinin içinde tutmak mümkün olamaz.

Bilgiler, geldiği gibi akıp gider.

Üçüncü tip öğrencinin bardağının yönü doğru, dibinde de delik yoktur ama içi kirlidir.

Alınan temiz ve taze bilgiler kirle karışınca bulanmaya başlar.

Şayet yeni bilgiler beyindeki eski bilgilerle uyuşmuyorsa ilgi çekmez ve kayda girmez.

Öğrencinin aklı karışır, zihni bulanır.

Dördüncü tür öğrenci ise ideal olandır.

Bardağının ağzı doğru yönde, açık, dibinde delik olmayan, temiz ve yeni bilgilerle dolmaya hazır…

Aslında öğrenciyi bu dördüncü pozisyona sokmak da biraz hocaların elinde diye düşünüyorum.

Merak ve heyecan uyandırarak, zaman harcayarak, öğrenciye değer vererek.

Meşhur laftır “Golf öğretilemez, ancak öğrenilebilir”.

Yani hocaların öğrencilerini önce “öğrenme” moduna sokmaları gerekir.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.