Geçenlerde dağınık, yüzlerce kitabın üst üste durduğu kütüphanemi toplarken Ocak ve Eylül 1997 senesinin İngiltere’de çıkan Golf Monthly dergilerini buldum.

İçinde neler var neler…

Tiger Woods’un Jack Nicklaus’dan sonraki en büyük yetenek olduğu ve babası Earl tarafından nasıl kazanmaya programlandığı anlatılan bir makale…

“Soft spike” golf ayakkabılarının nasıl yaygın olarak kullanılmaya başlandığını anlatan bir haber…

Belek, Tükiye’de yeni bir yıldızın “Gloria Golf Resort”un doğduğunu okuyucularına duyuran bir seyahat eki…

Bernhard Langer’in performansının son zamanlarda düşüşte olduğu ile ilgili bir yazı…

Seve Ballesteros daha sağ ve büyük ustadan “Trouble Shooting” dersleri…

İngiltere’de Lee Westwood’un yükselişini konu alan bir söyleşi…

Bol pantolonlar ve t-shirtler.

Tabi daha neler neler…

Okurken daldım gittim…

Her şey ne kadarda hızlı değişiyor…




“Golf Spor Değildir”

Yazının başlığına bakarak yanlış bir fikre kapılmayın.

Amerika’da yaşayan mühendis bir arkadaşımla yemek yiyoruz.

Deniz kenarında, bazen geçmiş günleri anıyoruz bazen de dünyayı kurtarıyoruz.

Birbirimizi çok sık görmediğimizden konuşacak çok konumuz var.

Havadan, sudan…

Laf lafı açıyor ve konu golfe geliyor.

“Seni kızdıracağımı biliyorum ama gene de söylemeden edemeyeceğim” diyor.

Meraklanıyorum.

“Golf” diyor, o çok bilmiş mühendis edasıyla “spor değildir”.

Hoppalaaa.

Nereden çıktı şimdi bu durup dururken.

Kendimi mi savunayım, golfü mü savunayım derken anlıyorum ki ne söylesem nafile.

Belli ki bu konuyu o birkaç kere başkalarıyla da tartışmış.

Belli ki hazırlıklı.

Alıyor mu beni bir endişe?

O kadar yıldır spor olsun diye oynadığımız golfü “spor olsun” diye mi yapmışız yani?

Bilimsel yaklaşmam lazım konuya.

Kolay değil bu.

Karşındaki koskoca bir mühendis, bilim adamı.

Üşenmiyorum ve araştırıyorum.

Denver’deki Rose Center for Health and Sport Sciences direktörü Neil Wolkodoff’un yapmış olduğu araştırmalara göre golf tam bir spor. Normal bir golfçünün oyun sırasındaki kalp atışları, kullanmış olduğu oksijen miktarı ve karbon dioksit üretimi bu tezi kanıtlamaya yeterli miktarda. Bir golf oyunu sırasında harcanan enerji (721 kalori, ki bu miktar yürüyorsan ve çantanı taşıyorsan iki katına kadar çıkabilir) birçok spor dalında harcanandan, örneğin; bowling, fishing, billiards, curling hatta rahat yapılan kano sporundan daha fazla.

Sonra spor nedir?

Sporun tarifi lazım.

Bakalım golf sporu bu tarife uyuyor mu?

Brittanica Ansiklopedisi’ne göre sporun tarifi “Hedef ve zorluklarla netice alınan fiziksel yarışma” şeklinde.

Wikipedia’da ise spor “Organize veya zevk için yapılan, katılımcılarına fiziksel sağlık ve eğlence sunan aktivite” diye geçiyor.

Türkçe sözlüklere bakıyorum, spor için, sanki hepsi birbirinden kopya çekmiş gibi,

“Evrensel kültürün bir parçası, dünyada dili, ırkı, dini farklı insanları birleştiren önemli bir vasıtadır” diyorlar.

Şimdi bütün bu bilgileri birleştiriyorum ve soruyorum.

Enerji harcıyor musun? Evet!

Hedef ve zorluk var mı? Evet!

Fiziksel bir yarışma mı? Evet!

Katılımcılara fiziksel sağlık sunuyor mu? Evet!

Eğlenceli mi? Evet! -Bazı kişi ve durumlar için tartışmaya açık olabilir-

Türkçe sözlükteki maddelerin hepsine uyuyor mu? Evet! Hem de nasıl…

Eeee… O zaman?

Ya araştırmalar ve tarifler yanlış ya da…

Sizin kararınızı bilmem.

Benim kararım şöyle.

Arkadaşım golf oynamadığı için, diğerleri gibi, golfçüleri kıskanıyor.

Yoksa okumuş, zeki bir çocuk.

Hepinize bol golf, spor ve sağlık dolu günler diliyorum.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.