I.Bölüm: The Clear Water Bay Golf And Country Club

Hong Kong

Hong Kong’u anlatmak diğer şehirleri anlatmaya benzemiyor. Küçücük bir alana bu kadar sürprizin, hikayenin, tarihin, ticaretin, binanın ve güzelliğin sığdığını görmek şaşırtıcı ve konumuz olan golfe gelince tek kelimeyle büyüleyici. Hong Kong başlıca 3 adadan oluşuyor. Bu adaların isimleri Kowloon, Hong Kong Adası ve The New Territorries. Başlıca üç ada ve etrafındaki 200’ü aşkın adadan oluşuyor demeliyim. Onların tek tek ismi gereksiz olur ancak daha sonraki yazımda bir adadan bahsedeceğim ki ancak bir rüya olabilir. Golf Adası… Evet, yerleşimin olmadığı golfçülerin tekneye atlayıp gittikleri 3 sahası ve nefes kesici manzaraları, nefes kesici delikleri olan bir Golf Adası. Dünyada böyle bir yer olduğunu biri bana söylese inanmazdım. Golf sahalarına geçmeden önce biraz daha Hong Kong’dan bahsetmek istiyorum, Hong Kong  kalabalık ve hızlı bir şehir, merkezi bölgelerde asla kaldırımlarında salınarak yürüyemiyorsunuz.

150 m’yi aşan gökdelenleriyle, ışıltısıyla, ışık gösterileriyle, 120 m2’si 126 milyon dolar eden kimi evleriyle, muazzam lüks alışveriş merkezleriyle uluslararası şirketlerin gözbebeği olan bu şehirde Hong Kong’lular içinse fakirlik var. Orta sınıf aileler devletten kiraladıkları 40 m2’lik evlerde yaşıyorlar.

Pazar günleri Hong Kong’da ev işlerinde çalışan Filipinli ve Endonezyalı kadınların tatil günü, o tek günü de evde geçirmek istemiyorlar, ancak Hong Kong pahalı ve dolu bir şehir beş on arkadaş toplanıp bir yerde oturmaya ne mekan var ne de imkan. Üst geçitlerde, parklarda, kaldırım kenarlarında bir karton mukavva üzerinde gruplar halinde piknik yapan bu kadınların istilasına şahit olduk.

Hong Kong’un kırmızı taksileri gibi bu kadınların sokak istilası da şehrin karakteristiklerinden.

Tarihinden de kısaca bahsetmeden geçmek istemiyorum. İngilizler, Çinden aldıkları malların bedelini ödemek için afyonu kullanırlar. Çin halkı afyon ile tanışır ve sosyal yıkıma uğrar, Çin hükümdarı isyan eder ve afyonu yasaklar. Bu durum İngiltere’nin işine gelmez. Çin- İngiltere arasında Afyon Savaşları yaşanır, savaş teknolojisi açısından gelişmiş İngilizler kazanınca 100 yıllığına İngilizlere kiralanan Hong Kong, 1997 yılında tekrar Çin’in idaresine geçer.

Peninsula Otel’i, China Club’ı, Kuzey Çin mutfağını anlatmak istiyorum size, Kowloon adasından Hong Kong Adasına Beşiktaş-Üsküdar arası motorlara benzeyen teknelerle geçerken manzaranın hem gece hem de gündüz ne kadar tarifsiz güzellikte olduğunu anlatmak istiyorum. Pandaları ve penguenleri de anlatmak istiyorum ancak hepsinden önce ilk oynadığımız saha olan The Hong Kong Golf Club’dan bahsetmek istiyorum.

The Hong Kong Golf Club,

Hong Kong’daki ilk golfümüzü bu sahada oynadık. 1889’da kurulan saha 2019 yılında 130 yaşını kutlayacak. Bu sahada 1959 yılından beri Asya’nın en prestijli profesyonel turnuvası olan Hong Kong Open oynanıyor. Hong Kong Open ve A.B.D.’nin Augusta National sahasında her yıl oynanan Masters Tournament, dünayda 50 yılın üzerinde her yıl aynı sahada oynanan tek turnuva olma özelliğini taşıyorlar.

Turnuvanın Rory McIlroy, José María Olazábal, Greg Norman, Justin Rose, Peter Thomson ve en son da Aaron Rai gibi kazananları var.

Saha kitapçığından profesyonellik akan bu sahada oynamak, Club House’da 19. delik yapmak büyük zevkti.

Bu saha ayrıca yaşlı İngiliz bir tilkinin Cavit’in Pebble Beach şapkasını kıskanıp, yeşil şapka takmak Hong Kong’da “karım beni terk etti” demektir diye kandırdığı sahadır, kayıtlara geçsin.

The Clear Water Bay Golf and Country Club,

Bu sahada yer bulmak o kadar mesele ki bir ay önceden rezervasyon yapılmasına rağmen sadece o gün ve 7:50’de zar zor bir tee time bulunabilmiş. Sabah 6:00’da uyanmışız, hızlı bir kahvaltıdan sonra hevesle yola çıkmışız ve 30 dk. süren yolculuktan sonra hayallerimizin ötesinde, muhteşem bir golf klübüne gelmişiz. Heyecan dorukta, saat 07:30 yani herşey yolunda ve daha ötesi mükemmel. Taa ki golf deskteki kadın “üzgünüm rezervasyonunuz dün için yapılmış” diyene kadar. Nefesimi tuttum, durdum, hayal kırıklığı içindeyim Cavit birşeyler konuşuyor ama ben duymuyorum bile kulaklarımda sadece uğultu var. Kendi üzüntüm yetmezmiş gibi Cavit üzüleceği için de üzülüyorum. İşte tam o anda diğer kadın ekrandan bir şey gösterdi baktılar bir mucize oldu diyelim ve kadın bize “şimdi 7:40 için bir iptal geldi” acele ederseniz yetişirsiniz dedi. Tabi ben depar attım, dışarda Buggy! Buggy! diye bağırıyorum, zaten çantaları kiralama, ödeme gibi işlemler için 5 dk. harcamıştık. Koşarak ve son dakika 1. deliğe ulaştık.

Hikayem burada bitmedi, o gün Kanada’da büyümüş bir Hong Kong’lu ve New Yorklu bir Hintliyle sahaya çıktık, ikisi de sahayı tanıyorlardı. Hintli adam mesafeli ancak çok kibardı, Hong Konglu çok sıcakkanlıydı ve bize çok yardımcı oldu, her deliği anlattı. Zaten oynadığımız sahanın güzelliği fotoğraflardan anlaşılacak gibi değil, kısaca cennet diyerek geçiyorum. O kadar güzel bir zaman geçirdik ki, onları oyun sonrası kulüpte öğle yemeğine davet ettik. İşte o yemek esnasında, Hintli adam bize hiç bilmediğimiz, adını bile duymadığımız bir Golf Adası olduğundan bahsetti. Öyle bir ada ki orada oynarken her sene kalp krizinden ölenler oluyormuş, yaban domuzları yüzerek bu adaya geçip sahaya zarar verdiğinden elektrikli tellerle çevriliymiş falan… anlattı da anlattı ve sonra dur bir bakalım dedi ve yer bulmanın imkansız olduğu o golf adasında bir sahada yer buldu. O da yetmezmiş gibi yer ayırmak için tam 30 dakika telefonla arayarak ve internet üzerinden uğraştı. İşte bir sonraki yazımda size o adayı anlatmak istiyorum: Kau Sai Chau.

Hoşçakalın.Dilek Bora YILDIZ

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.